• İhh 160x600
  • Pendik Gazete ile sizden gelenler, Son dakika! Pendik Belediyesi..
    » 
    Betül Mardin’den itiraf üstüne itiraf!
    a aa
    Tarih : 19 Ocak 2014 23:51
    Betül Mardin’den itiraf üstüne itiraf!
    Betül Mardin, 'Çocukluğumda çok istismara uğradım, dadımdan dayak yedim, kuzenlerimden hakaret gördüm' diyor.
    Betül Mardin’den itiraf üstüne itiraf!
    reklam
    reklam

    İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi, Halkla İlişkiler bölümü son sınıf öğrencileri, Betûl Mardin önderliğinde yarın ‘Ama Ben Daha Çocuğum’ isimli bir seminer düzenleyecek. Seminerde Türkiye’nin önemli toplumsal sorunlarından biri olan ‘Çocuk ve kadın istismarı’konu ediliyor. Saat 09.30’da İstanbul Bilgi Üniversitesi Santralistanbul Kampüsü’nde gerçekleşecek seminer öncesinde Betül Mardin‘le kendi yaşadıklarından yola çıkarak çocuk istismarını konuştuk.

    Çocuk ve kadın istismarı denildiğinde aklınıza ilk ne geliyor?

    Çok kötü… Her yaşta kadına da çocuğa da istismar uygulanıyor. Kırk yaşındaki bir kadını ortağı istismar edebilir. İstismar kelimesi bence çok önemli. Yalan söylemek kadar yaygın. İstismar insanların birbirini sevip sevmediğinin ölçüsüdür aslında. Ülkemizde her insan bunu yaşıyor. Fakat kadınlara ve çocuklara daha fazla uygulanıyor. Çünkü onlar daha güçsüz.

    İstismara karşı yeterince önlem alabiliyor muyuz?

    Sorun şu; kadınlar ve aileler haklarını bilmiyorlar.

    DAYAK YEDİĞİMİ SÖYLEYEMEDİM

    Siz ilk defa ne zaman karşılaştınız?

    Ben kendi yaşamımda gördüm. Hem de çok acı bir biçimde. Sakat doğdum. En çok rahatsızlığım üzerinden psikolojik istismar gördüm. Benimle alay ediyorlardı. Dört yaşıma kadar konuşamadım. Konuşmaya başladıktan sonra kekeliyordum. Aile içinde hep benimle konuşamadığım için alay ederlerdi. Fiziksel istismara da uğradım. Çok dövdüler beni. İsviçreli bir dadım vardı. Konuşamadığım için beni çok döverdi. Sürekli de kafama vururdu. Yediğim dayaklar beynimin bir merkezinde hasar bırakmış. Bunu da yıllar sonra öğrendim.

    Bundan kimsenin haberi yok muydu?

    Kahvaltı ettiğimiz yerde büyük bir koridor vardı. Yalıda üst kattan inilir selamlaştıktan sonra diğer odalara geçilirdi. Yengem kahvaltı esnasında önümüzden geçerken dadımın beni dövdüğünü görmüş. Ölümünden önce bana ‘seni çok döverlerdi’ dedi. Ben bunu duyunca adeta şok geçirdim, ağzım açık kaldı.

    Siz ne dediniz?

    Yengeme dedim ki ‘iki adım atsan orada babamın odasına giderdin’. ‘Dedikodu olur diye gitmedim’ dedi. Dedikodu uğruna başıma neler geldi anlayacağınız. Sonra sık sık düşmeye başladım. Neden olduğunu anlamıyordum. İngiltere’de bir doktora gittim. Doktor kötü bir haber verir gibi kapıları kapatıp bana ‘seni dövdüler mi?’ diye sordu. Başımı salladım. ‘Beyninde bir merkez hasar görmüş. Yürürken çevrendeki nesnelere dikkat edemezsin sen’ dedi. Meğerse ondan çok kaza geçiriyormuşum. Ondan sonra bastonla yürümeye başladım. (Gülerek) Hala düşüyorum. Ama hiç üzülmüyorum, çünkü bunların hepsi beni ben yaptı.

    YILLAR SONRA BABAMLA KONUŞTUM

    Annenizin veya babanızın haberi var mıydı bu olanlardan?

    Hayır. O devrin anneleri ve babaları bugünkü gibi değillerdi. Yirmili ve otuzlu yıllarda anne ve baba ile oturmak konuşmak anlamına gelmiyordu. Yanlarına gelip selam vererek ellerini öpüyorsun. Onlar aralarında konuşurken sen saygıyla oturmaya devam edersin. Babam ‘nasılsın?’ diye sormadan ağzımı açmazdım. ‘İyiyim’ derdim. Şikâyet etmek çok ayıp bir şeydi.

    Çocuklukta yaşadıklarınızı sonrasında anne veya babanıza anlatma fırsatınız oldu mu?

    Annemle değil ama babamla konuştum. O bana ‘Ben senin nasıl büyüdüğünü fark etmedim, bir de baktık büyümüşsün’ dedi.

    Kocam çalışmama müsaade etmedi

    Evlilik hayatınız nasıl geçti?

    Kocam çalışmamı istemediği için evde hanımlara İngilizce dersi Amerikalılara ise Türkçe dersi veriyordum. Yemek ve dikiş kursuna gittim. Kocamın maddi durumu kötüydü. Tercüman gazetesine girdim. Dört yılın sonunda boşandım. Haldun’la evlendim. Bir kaç yıl sonra Turgut Özakman TRT’nin başına geçti. TRT için Ankara’ya gittim. Sonra eski patronum Semih Tuğrul beni çağırdı televizyoncuğulu öğrenmem için beni BBC’ye gönderdi. Döndüğümde televizyon bölümüne ders verdim ve beni oyun bölümünün başkanı yaptılar. Fakat Ankara’da çocuklarımdan ayrı olduğum için istifa edip İstanbul’a geldim. Sonra iş aramaya başladım. Akbank’a gittim oranın müdürü ‘3 bin 500 yüz kişi çalıştırıyorum. Ben sana söyleyeyim sen onlara onlar sana söylesin, sen bana aktar’ dedi. Nedir bu yahu! diye sordum. ‘Çok büyük bir meslektir’ dedi. İki ay sonra on tane müşterim oldu. Çok zengin oldum.

    Çocukluk, evlilik ve iş yaşamı… Bu roller içinde hangisinde daha çok istismara uğradınız?

    Çocukken… Çalışma hayatında karşılaşmadım. Kendi prensipleriniz olduğunda sorun olmuyor. Benim bir erkeksi tarafım vardır. O yüzden iş hayatında hiç ayrımcılığa uğramadım. Evlilik yaşamımda ise daha çok çektim. Birinci kocam kendi başına gezmek eğlenmek isterdi. İkinci kocam zaten hiç yoktu çünkü tiyatrocuydu. Zaten o yüzden boşandım. Bekârlıkta çok mesudum. 58 yıldır özgür bir hayat yaşıyorum.

    Geçmişte ne görüyorsunuz?

    Ben çok iyi başa çıkabilmişim her şeyle. Keşke hiç demedim. Çok şükür. Gözü kara biriydim. Üç S’yi kendime yasak koydum. Siyaset, sigara ve siyah. Bu sabah düşündüm de ne iyi etmişim hiç siyasete karışmadım. Çok da memnunun. Uzak duruyorum, soranlara ‘siyaset yapamam’ diyorum. Çünkü özgürlüğüm kısıtlanır ve keşke olur hayatımda.

    Babam üniversiteye göndermedi

    İlk ne zaman ipleri elinize aldınız?

    15 yaşında. Ablam veremden ölmüştü. Yalıdan Teşvikiye‘deki evimize geldik. Babam işi nedeniyle Mısır’da bulunuyordu. Biz biraz daha ayaklarımızın üzerinde durmaya başlamıştık. Çok çalışkandım. Ablam ölünce babam korkudan beni okula göndermek istemedi. Liseyi zar zor bitirdim. Bu defa üniversiteye gitmemi istemedi.

    O neden?

    Erkek kız karışık olduğu için. Şimdi ise 49 yıldır üniversitede ders veriyorum. Babama yazdığım bir mektupta ‘Üniversiteye göndermedin ama ben artık üniversitede ders veriyorum. Yanımda erkekler oturmuyorlar karşımda oturuyorlar’ dedim. Sonra Mısır’dan cevap geldi. Mektupta ‘Başucumdaki çekmeceyi aç orada büyükbabamızın saati vardır o senin olsun’ yazıyordu. Ben de cevaben ‘Hayır baba, olsa olsa kardeşimindir’ dedim.

    Kuzenlerim benimle alay ediyorlardı

    Yaşadıklarınızı hatırlarken üzüntü duymuyor musunuz?

    Bana ne onlar düşünsün. Her gün bir olay oluyordu. Bir odadan içeriye gidiyordum ‘gel topal gel’ diye çağırıyorlardı beni. Kalabalık bir ailede büyüdüm. 12 tane kuzenimle aynı konakta oturuyorduk. Ellerinden kurtulmak mümkün değildi. Mesela, onların kız veya erkek arkadaşları olurdu. Ben de bir tarafta kekemeyim, güzel de değildim, susup otururdum. O zaman da ‘Naber kekeme konuşmuyorsun bugün’ derlerdi. Konuşsam da konuşmasam da alaya alınıyordum.

    Bütün bunlara ilk ne zaman ‘yeter’ dediniz?

    Yine evde benimle ilgili benzer şeyler yaşanıyordu. 14 yaşlarında çınar ağacının arkasına geçip ağlamaya başladım. O an yemin ettim ve ‘Bütün bunlardan kurtulacağım’ dedim. Bir hanım akrabam geldi benden yaşça büyüktü. ‘sen bakma bunlara’ diyerek bana nasihat etti. Ben ‘merak etme ben hallettim yemin ettim’ dedim. Kendi kendime bazı şeylerin kararını almam gerektiğini anladım. Açıkçası öldüklerinde de üzülmedim. Hiçbirinin de cenazesine gitmedim.

    Affetmediniz mi?

    Affetmedim ama onları unuttum.

    Geçmişe baktığınızda ne düşünüyorsunuz?

    Çok şanslıymışım diyorum. Hep çok şükür ediyorum.

    Yaşadığınız istismarın sebebi neydi sizce?

    Kadınları eziyorlar. Erkekleri daha çok dinleyip kadınları daha az dinliyorlar. Fakat bu artık giderek azalıyor. Düşünün ben 87 yaşındayım. Hiç o kadar kötü durumda olmadım. Ama ailem medeni olmasına rağmen beni üniversiteye göndermedi. Bir gelenek var. Sen onu yıkmaya çalıştığında bir korku başlıyor. ‘Acaba ailemize bir leke sürülür mü?’ diye düşünüyorlar. Bu korkudan kaynaklanıyor. Mesela benim torunum Alya balerin olacak. Ama benim çocukluğumda ben bale yapamazdım. Ben şimdi torunuma ‘balerin ol ama en iyisini ol’ diyorum.

    Türkiye’nin ilk halkla ilişkiler uzmanısınız. Zaman içinde ailenizin size karşı tavrında değişiklikler oldu mu?

    Babam sağken uluslararası tanınıyordum. O yüzden benimle iftihar ederdi. Liseyi bitirdikten iki sene sonra evlendim.

    Aile baskısından kurtulmak gayesiyle mi evlendiniz?

    Hayır. Ben iki kocamı da çok severek evlendim. Ayaklarımın üstünde duran biriydim. Daha sonra bugünkü Betül Mardin ortaya çıktı.

    Ne zaman tam olarak?

    Birinci kocamdan boşandıktan sonra. Çalışamaya başlayıp kendi paramı kazandım.

    Televizyon dizileri yapılsın

    İstismar konusu üzerine çalışma yapmak aklınıza nereden geldi?

    Bu konuyu uzun zamandır gündeme getirmek istiyordum. Çünkü başka çaremiz yok. Kadınları böyle olaylardan korumamız lazım. İstiyorum ki bununla ilgili televizyon dizileri yapılsın. Bizim gibi Müslüman bir ülkede bunların olmaması lazım. Medeniyetin beşiği burası.

    Eskilerden beridir var olan bir sorun. Önce ailede başlıyor daha sonra eğitim hayatı, evlilik, iş hayatı gibi sosyal rollere dağılım gösteriyor…

    Evet. Benim doğduğum yıllarda da vardı. Belki hayat başka türlü yaşanıyordu ama o dönemde de istismar edildiğinin farkında değildi. Biraz da farkında olmakla ilgili bir durum. Artık bitmesi lazım.

    Çocuklara ve kadınlara istismarda bulunan daha çok erkekler mi yoksa kadınlar mı?

    Erkeğin kafasında para ve güç var. Orada da erkekler çocuğu bir araç olarak görüyorlar. Kız çocuğunu bir başkasına para için satabiliyor mesela. Kadınlar para karşılığında bir erkeğe satılıyorsa bunun ötesi ne olabilir?

    Yaşadığınız tecrübelerden yola çıkarak kadınlara ne öneriyorsunuz?

    (Yardımcısını kastederek) Hanımefendi otuz sekiz yıldır benimle birlikte çalışıyor. Kadın düçar vaziyette kaldığında para kazanabilecek bir mesleği olmalı. Yardımcıma hiçbir şey olmaz çünkü çok iyi bir aşçı. Ben de aklım yerinde oldukça her zaman iş bulabilirim. Kadın ve çocuk istismarının önüne geçmenin tek yolu kadının kendisine saygı duyulmasını sağlamak. Kadınlar erkeklerle çok yüz göz oluyorlar. Bir adamın bir kadını dövmesi için aradaki saygının bitmesi gerekir.

    DİĞER DÜNYA HABERLERİ

      • Tayland ‘da göstericilere 72 saat süre

        Tayland ‘da göstericilere 72 saa...

        Bakan, aksi halde göstericileri tutuklamakla tehdit etti. Bunu üzerine protestocuların lideri Suthep Thaugsuban ise yaptığı açıklamada, başkent Bangkok'taki 7 kamu binasının etrafında devam eden gösterilen...

      • 17 Filistinli daha gözaltına alındı

        17 Filistinli daha gözaltına alındı

        Yerel kaynaklardan alınan bilgiye göre, İsrail askerleri sabah saatlerinde Nablus, El-Halil kentleri ve Doğu Kudüs'ün banliyölerinde bir çok eve baskın düzenledi. Operasyonda hakkında yakalama kararı olan ve...

      • Müslüman alimlerden kınama

        Müslüman alimlerden kınama

        Dünya Müslüman Alimler Birliği Başkanı Yusuf el-Karadavi ve Genel Sekreteri Dr. Ali Muhyiddin el-Karadaği'nin imzasıyla yapılan açıklamada,Mısır güvenlik güçlerinin, 25 Ocak 2011 devriminin 3. yıl dönümünü...

      • Muhalifler siyasi müzakereyi hedefliyor

        Muhalifler siyasi müzakereyi hedefliyor

        Suriye'de iç savaşa siyasi çözüm bulmayı hedefleyen Cenevre görüşmeleri kapsamında taraflar bugün yeniden bir araya geldi.Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu (SMDK) Sözcüsü Luey Safi, yerel...

      • Darbeci Sisi’nin rütbesi yükseltildi

        Darbeci Sisi’nin rütbesi yükseltildi

        Mısır'ın seçimle ilk defa başa gelen Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'nin 3 Temmuz 2013 tarihinde Mısır Silahlı Kuvvetleri tarafından darbeyle görevden alınmasından sonra göreve gelen geçici cumhurbaşkanı Adli...

    Bu habere hiç yorum yapılmamış.
    reklam

    GÜNÜN HABERLERİ